Dünya genelinde artık insanlar daha uzun yaşıyor ve daha az çocuk sahibi oluyor; Bu da yapısal demografik değişimlere yol açıyor. Buna bağlı olarak, yaşlı nüfusun artışı artık uzak bir tahmin değil, bugünün gerçeği.
Yalnızca 2024 ile 2025 arasında, dünya genelinde 65 yaş ve üzerindeki nüfus 23 milyon arttı. “Yerelde ve küreselde değişime yön veren yaşlılar: Umutlarımız, sağlığımız, haklarımız” küresel temasıyla kutlanan bu yılki Dünya Yaşlılar Günü, yaşlıların toplumları, ekonomileri ve demografik dayanıklılığı şekillendirmedeki temel rolünün altını çiziyor.
Projeksiyonlara göre, 2050 yılına kadar dünya nüfusuna 721 milyon yaşlı daha eklenecek. Bu artışın en büyük kısmı orta gelirli ülkelerde yaşanacak. En hızlı artış ise düşük gelirli ülkelerde meydana gelecek, bu ülkelerde yaşlı nüfusun yüzde 162 oranında büyümesi bekleniyor.
Türkiye
Küresel eğilimlere paralel olarak, sağlık hizmetlerindeki iyileşmeler sayesinde Türkiye’de de insanlar daha uzun yaşıyor. Türkiye’de şu an doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl; kadınlarda 80,7, erkeklerde ise 75,5 yıl olarak hesaplanıyor. Bu rakamlar, ülke tarihinde istikrarlı bir artışı işaret ediyor. 1940’lı yılların başında doğuşta beklenen yaşam süresi erkeklerde 30, kadınlarda 33 yıldı.
2025 itibarıyla Türkiye’de 9 milyondan fazla yaşlı birey yaşıyor; bu, 2019’a göre yüzde 20’lik bir artış demek. Yaklaşık 2 milyon yaşlı tek başına yaşıyor ve her dört haneden birinde en az bir yaşlı birey bulunuyor. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı şu anda yüzde 10’un üzerinde. Bu oranın 2030 yılında yüzde 13,5’e ulaşması bekleniyor. Bu da beş yıl içinde 65 yaş üstü nüfusun yaklaşık 11.8 milyon kişiye çıkacağı anlamına geliyor. Öngörülere göre, 2050’de her dört kişiden biri, 2075’te ise her üç kişiden biri yaşlı olacak.
Ayrıca, doğuşta beklenen sağlıklı yaşam süresi Türkiye’de toplam nüfus için 57,6 yıl; erkeklerde 58,9, kadınlarda 56,3 yıl olarak hesaplandı. Yaşlı nüfusun iş gücüne katılım oranı yüzde 13,1 (kadınlarda yüzde 6,5, erkeklerde yüzde 21,4) ve bu kişilerin büyük çoğunluğu tarım sektöründe çalışıyor. Türkiye’de yaşlı nüfusun yüzde 23,3’ü sosyal dışlanma veya yoksulluk riski altında bulunuyor.
Daha fazla bilgi için TÜİK iş birliğiyle hazırladığımız “Yaşlı İstatistikleri (2024)” infografiğimize göz atabilirsiniz.
Büyük resme bakalım
Dünya genelinde bu büyük demografik değişimlere rağmen, sağlık ve emeklilik sistemleri, özellikle de kronik hastalıklar, engellilik ve diğer özel sağlık alanlarındaki hizmetler birçok ülkede yetersiz kalıyor. Yaşlılar iş gücünde ve toplumda ayrımcılık ve dışlanma ile karşılaşıyor; bu da sağlık, saygınlık ve katılım haklarına zarar veriyor.
Yaşlıların haklarını ve refahını korumak, “sağlıklı uzun yaşam kazancı” olarak adlandırılan fırsatları ortaya çıkarabilir. Yaşlılar sağlıklı ve aktif kaldığında, yalnızca ailelerine ve topluluklarına değil, küresel ekonomiye de katkı sağlarlar. 2020’de 50 yaş ve üzerindeki kişilerin dünya nüfusuna oranı yüzde 24’tü ve küresel GSYH’ye katkıları yaklaşık yüzde 34’tü. 2050’de bu oranın yüzde 39’a çıkması bekleniyor. Aynı zamanda tüketim güçleri de büyük: 2020’de 35 trilyon dolar olan harcamalarının, yüzyıl ortasında 96 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Yaşlıların katkıları ekonomi ile sınırlı değil. Onlar mentör, kültürel mirasın taşıyıcıları ve genç nesillerin bakım verenleri olarak toplumları zenginleştiriyor. Kuşaklar arası dayanışmanın güçlendirilmesi, toplumların hep birlikte gelişmesini sağlıyor ve kuşakların birbirine karşı rekabet etmek zorunda olduğu anlayışına karşı çıkıyor.
Aktif ve sağlıklı yaşlanma, demografik dayanıklılığın anahtarı
Yaşlanan nüfusa uyum sağlamak hepimizin ortak bir sorumluluğu. UNFPA:
- Hükümetlerin ileriye dönük politikalar benimsemesi,
- İş dünyasının yaş çeşitliliğine sahip pazarlar için yenilikler geliştirmesi,
- Toplumların kapsayıcılığı ve dayanışmayı teşvik etmesi çağrısında bulunuyor.
Yaşlıların topluma tam katılımını sağlamak için yaşam boyu öğrenmeye, yaşlı dostu iş ortamlarına ve erişilebilir altyapıya yatırım yapılması şart. Aynı zamanda, yaş ayrımcılığına karşı korunma; farkındalığın artırılması, daha iyi veri toplanması ve yasal boşlukların kapatılmasıyla güçlendirilmeli.
Nüfuslar yaşlanmaya devam ettikçe, Dünya Yaşlılar Günü, yaşlıların haklarını ve refahını güvence altına almanın yalnızca geleceğe hazırlanmak değil, bugünün gerçekliğini karşılamak ve yaşamın her aşamasında saygın bir yaşamı güvence altına almak olduğunu hatırlatıyor.
UNFPA, yaşlıları ekonomilerin ve toplumların temel bir parçası olarak görüyor ve onları kültürel ve ekonomik alanlara daha iyi entegre etmek amacıyla küresel ve ulusal çabalara destek veriyor. Böylece, sürdürülebilir kalkınmanın ana unsurlarından biri olan dayanıklı toplumlar oluşturulması konusuna katkıda bulunuyor.
