EN TR
Go Back Go Back
Go Back Go Back
Go Back Go Back

UNFPA'in yeni raporuna göre: Gençler aile kurmak ve çocuk sahibi olmak istiyor ancak hayallerini gerçekleştirmekte zorlanıyor.

Share

Haberler

UNFPA'in yeni raporuna göre: Gençler aile kurmak ve çocuk sahibi olmak istiyor ancak hayallerini gerçekleştirmekte zorlanıyor.

calendar_today 10 July 2026

Dünya Nüfus Günü, UNFPA 2026, Demografik Gelecek Araştırması
Dünya Nüfus Günü, UNFPA 2026, Demografik Gelecek Araştırması

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, UNFPA’in 11 Temmuz - Dünya Nüfus Günü kapsamında yayımlanan yeni küresel raporu, gençlerin sanılanın aksine evlilikten ve ebeveynlikten uzaklaşmadığını ortaya koyuyor. 73 ülkeden yaklaşık 109 bin gençle gerçekleştirilen araştırmaya göre gençler hala aile kurmak ve çocuk sahibi olmak istiyor. Ancak ekonomik belirsizlik, barınma sorunu, güvenceli işe erişim, cinsiyet eşitsizliği ve geleceğe ilişkin kaygılar, bu hayallerin önündeki en büyük engeller arasında yer alıyor.

10 Temmuz 2026

ANKARA, TÜRKİYE – Dünya genelinde bugün 15-24 yaş arasında 1,2 milyar genç yaşıyor. Bu sayının 2030 yılına kadar yaklaşık 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Türkiye’de ise 2026 yılı itibariyle 12,7 milyon genç yaşıyor ve bu sayı toplam nüfusun yüzde 14,8'ini oluşturuyor. Bu nedenle gençlerin sağlığına, eğitimine, becerilerine ve istihdamına yapılacak yatırımlar, yalnızca onların geleceği için değil, aynı zamanda ülkelerin ekonomik, sosyal ve demografik geleceği açısından da kritik önem taşıyor.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), 2026 Dünya Nüfus Günü kapsamında bu yıl "Hayatlar, Tercihler ve Gelecekler: Gençler Ne İstiyor, İlişki ile Ebeveynlik Kararlarını Neler Şekillendiriyor?" başlıklı yeni küresel raporunu yayımladı. Raporda, 73 ülkeden 18-39 yaşları arasındaki yaklaşık 109 bin gençle gerçekleştirilen Demografik Gelecek Araştırması’nın bulguları paylaşılıyor.

Rapor, gençlerin ilişki kurma, evlilik, ebeveynlik ve geleceğe ilişkin kararlarını şekillendiren etkenlere dair bugüne kadar sunulan en kapsamlı küresel veri kaynağı olma özelliğini taşıyor. Eğitim, istihdam, barınma, üreme sağlığı ve sosyal koruma gibi gençlerin hayatlarına ve geleceklerine dair seçimlerini doğrudan etkileyen pek çok alanda geliştirilecek politikalara de yön verebilecek kritik bulgular içeriyor.

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu; kamuoyunda sıkça dile getirilen algının aksine, gençlerin büyük çoğunluğunun, evlilik ve ebeveynliği gelecek hedeflerinin önemli bir parçası olarak görmesi. Her 3  gençten 2’sinden fazlası evlenmek, her 10 gençten 8'i ise çocuk sahibi olmak istediğini söylüyor. Gençlerin ideali ise en az iki çocuklu bir aile.

Öte yandan, araştırmaya katılan gençlerin büyük çoğunluğu ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle bu hayallerini ertelemek ya da vazgeçmek zorunda kaldığını ifade ediyor. Evlenmek isteyen 25-39 yaş grubundaki her 4 kişiden biri bekar ve bir ilişkisi de bulunmuyor. Pek çok genç, otuzlu yaşlarının sonuna geldiğinde bile hayal ettiği aileyi kurmaktan uzak.

Buna rağmen araştırmanın ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri, gençlerin umudunu kaybetmemiş olması. Katılımcıların yaklaşık üçte ikisi geleceğe olumlu baktığını belirtirken beklenmedik bir şekilde umut düzeyinin birçok gelişmiş ülkeye kıyasla gelişmekte olan bölgelerde daha yüksek olduğu görülüyor. (Batı ve Orta Afrika - %62, Batı Avrupa, Avustralya, Kanada ve ABD - %19)

Rapora göre gençlerin gelecek planlarının önündeki en büyük engellerin başında ise; maddi güvence, istikrarlı bir iş ve barınma masrafları geliyor. Gençler, ebeveyn olmadan önce yalnızca ekonomik olarak değil, duygusal olarak da hazır hissetmek istediklerini ifade ediyor. Bunun yanı sıra, çatışmalar ve iklim değişikliği gibi dünyanın geleceğine ilişkin belirsizlikler de gençlerin aile kurma kararlarını doğrudan etkiliyor.

Gençler, cinsiyet eşitsizliğinin de hayalleri önünde önemli bir engel olduğunu düşünüyor. Özellikle de çocuk bakımı başta olmak üzere evdeki ücretsiz bakım yükünün orantısız şekilde kadınlara yüklenmesi ve erişilebilir çocuk bakım imkanlarına sınırlı erişim gibi faktörler gençlerin aile kurmaya dönük endişelerini artırıyor. Bu da, ücretli ebeveyn izni ve esnek çalışma, iş yeri kreşleri gibi aile dostu politikalara yönelik ihtiyacın altını bir kez daha çiziyor. 

UNFPA Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan, raporun gençlerin sesine kulak verilmesi gerektiğini güçlü bir şekilde ortaya koyduğunu vurguluyor: "Gençler bize çok açık bir mesaj veriyor. Aile kurmak istiyorlar. Evlenmek, çocuk sahibi olmak ve güven içinde bir gelecek inşa etmek istiyorlar. Ancak bunu mümkün kılacak koşullara ihtiyaç duyuyorlar. Özellikle politika yapıcıların bunu duyması ve gençlerin hayalini kurdukları yaşamı ve aileyi inşa edebilmelerinin önündeki engelleri kaldırması gerekiyor,” diyor.

Khan’ın da belirttiği gibi, raporun en temel mesajı ise oldukça net: Gençler aile kurmak istemediklerini söylemiyor; tam tersine bunu mümkün kılacak koşulların oluşturulmasını talep ediyor. Bunun için politika yapıcılara düşen ise; gençlerin ihtiyaçlarına yanıt veren ve cinsiyet eşitliğini destekleyen, özellikle de sağlık, eğitim, istihdam ve sosyal koruma alanlarda geliştirilecek, aile dostu politikalar gibi kanıta dayalık, hak temelli ve insan odaklı yatırımlar ve çok sektörlü iş birlikleri ile gençlerin kurdukları hayallerin önündeki ekonomik, sosyal ve kurumsal engelleri kaldırmak.

Türkiye'de de tablo benzer

Global trendlere paralel olarak, Türkiye'de doğurganlık hızı düşüyor, nüfus yaşlanıyor. 2026 itibariyle toplam doğurganlık hızı 1,42'ye gerilemiş durumda. Buna karşın daha önce yapılan ulusal araştırmalar, ailelerin ideal çocuk sayısının hala ortalama 2,8 olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, sorunun insanların artık çocuk istememesi değil; pek çoğunun istedikleri aileyi kurabilecek koşullara sahip olmaması olduğunu gösteriyor.

İstihdam verileri de bu tabloyu destekliyor. Genç kadınların istihdam oranı genç erkeklerin yaklaşık yarısı düzeyinde kalırken yaklaşık her 4 gençten biri ne eğitimde ne de istihdamda ne de bunlara hazırlık sürecinde (NEET). Ayrıca, her 14 gençten biri eğitim veya iş nedeniyle başka bir ile göç ediyor. Bu da, gençlerin gelecek planlarının yaşadıkları yerdeki eğitim ve istihdam fırsatları ile doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Öte yandan ebeveyn olmak, kadınların çalışma hayatını erkeklere kıyasla çok daha fazla etkiliyor. Üç yaşın altında çocuğu bulunan kadınların yalnızca yüzde 27'si çalışırken, aynı hanelerde yaşayan erkeklerde bu oran yüzde 91'e ulaşıyorUNFPA Türkiye’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yaptığı analiz ise özel sektörde çalışan kadınların yüzde 56,5'inin doğumdan sonraki ilk bir yıl içinde işini bıraktığını gösteriyor. Bunun başlıca nedenleri arasında bakım sorumluluklarının eşit paylaşılmaması, iş ve aile yaşamını dengelemekte yaşanan zorluklar, esnek çalışma modellerinin sınırlı olması ve güvenilir çocuk bakım hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar yer alıyor.

UNFPA’in mesajı

Demografik değişimin tek ve hızlı bir çözümü yok. İnsan odaklı, uzun vadeli yatırımlar; gençlerin hayalini kurdukları yaşamı ve aileyi kurabilecekleri koşulların oluşturulmasına, bu da gençlerle birlikte toplumların da güçlenmesine, ve ülkelerin hem ekonomik hem de demografik açıdan sürdürülebilir şekilde büyümesine destek olabilir. 

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile yakın işbirliği içinde hazırlanan 8. Ülke Programı (2026-2030) ile UNFPA, Türkiye’de yürüttüğü çalışmalarda, gençlerin güçlenmesini ve iyi olma halinin desteklenmesini temel öncelikleri arasına koyuyor. Ergenler ve gençlerle birlikte çalışarak; onların bilgi ve becerilerini geliştirmek, karar alma kapasitelerini güçlendirmek, yaşamlarını ve geleceklerini ilgilendiren kararlara daha aktif şekilde katılımlarını ve liderliklerini desteklemek için çalışmaya devam ediyor.